Rio dan sonra ver elini Sao Paula...
12 subat 19.30 ucaği ile Sao Paulo dayız. Güney Amerika ve Brezilyanin en buyuk sehri. Av. Paulista daki recidente Uber ile gidiyoruz. Ana kapıda yuz okuma sis. tanımıyorlar. 12. Kattayiz, 1+0 ama kapali, camlari acilabilen balkonumuz var, masa sandalyemiz de burada, bir de duvara oturma yeri yapip, duvari çiçeklerle süslemişler.
13.02.2026
Ertesi sabah rezidantin 23. Katindan şehir ayaklarimiz altında. Sonsuzluk havuzu terasta. Zemin katta spor salonu, bahçe, çamaşırhane, minik kantin ve güzel dinlenme alanlari var.
Avenida Paulista güvenilir ve güzel bir cadde. İş dünyasının nabzının attığı, bankaların ve alışveriş merkezlerinin olduğu bu caddeyi, Pazar günü trafiğe kapatıyorlarmiş, pazar günü anlatırım.Uber ile eski şehir merkezine gidiyoruz.
Mercado Municipal (Belediye Pazarı) adeta Kapalı Çarşı gibi. Meyveler, sebzeler, baliklar, etler yok yok. Bir hayli temiz ve düzenli dükkanlar var. Üst katında da restoranlar : Genelde sandvicler var, arası nasil dolu bu devasa şeylerin, inanilmaz .
Meryem Ana'nın Göğe Yükselişi ve Aziz Pavlus Metropoliten Katedrali veya Sé Katedrali
Rönesans tarzı bir kubbeye sahip olmasına rağmen , São Paulo Metropoliten Katedrali, dünyanın dördüncü büyük Neo-Gotik tapınağı olarak kabul ediliyor. Katedral, 10 Ağustos 1591'de inşa edilen São Paulo Meryem Ana'nın Göğe Yükselişi cemaatinin ana tapınağı . Brezilya'nın yedi harikasından biri.
8.000 kişi kapasiteli, 111 metre uzunluğunda ve 92 metre kule yüksekliğine sahip katedral, Rönesans tarzı kubbesi ve Brezilya temalı iç süslemeleriyle şehrin en önemli simgelerinden biridir.
İnşasında 800 tondan fazla mermer kullanılmış.
İç mekandaki sütun başlıkları kahve dalları, çam ağaçları ve tatular (armadillo) gibi Brezilya'ya özgü fauna ve flora motifleriyle dekore edilmiş. Gercekten vitraylariyla ve iç bezemesi, dış güzelliği ve onunde uzun mermer yolu , merdivenleriyle benzersiz bir katedral ve cok görkemli.
Adalet Sarayini goruyoruz, oldukca geniş ve güzel yapi, 1920 lere tarihli.
Terraço Itália, yine merkezdeki ikonik Edificio Italia gökdeleninın üst katlarında yer alan, 1967'den beri hizmet veren dünyaca ünlü bir İtalyan restoranı. 160 metre yükseklikten panoramik şehir manzarası sunan, rezervasyon isteyen bir restoran.
Altino Arantes binasi ve Banespa Bankasi , 161 m. Çok güzel binalar ve bankanin üstünden yine şehir manzarasi izlenebiliyor .
São Paulo Theatro Municipal, 19. yüzyıl sonu Avrupa modası olan Eklektik tarzda, Rönesans, Barok ve Art Nouveau unsurlarının birleşimiyle tasarlanmış, görkemli bir dış mimari ile buyuleyici.. 1911'de açılan bina, dört ana gövdeden (cephe/vestibül, gösteri salonu, sahne ve kulisler) oluşuyor ve zengin süslemeli cephesiyle şehrin en ikonik simgelerinden biri.
Eklektik Tarzda, farklı tarihi üslupların harmanlanmasıyla oluşan, gösterişli ve detaylı bir tasarım.
Geniş merdivenli giriş , giriş salonu ve yukarı giden görkemli merdivenlerden oluşan, detaylı işçiliğe sahip bir giriş şeklinde. Yuksek tavandaki sayisiz avizelere bayıldım. Bazıları işikliydi.
Taş ve mermer kullanımı yoğun olan bu bina, dönemin estetik anlayışını yansıtan detaylı heykeller ve dekoratif unsurlarla süslenmiş. Oyle heybetli ve hersey öyle genis ki insan devler ulkesinde hissediyor.
Buradan ..... caddesine geciyoruz, tipik bir Kemeralti manzarasi var, aman nasil renkli, nasıl hareketli, mağazalar mikrofonlu dansçılara tanıtım yaptırıyor. Gürültü, eğlence, her şey ama her şeyin satıldığı çarşılar.
Evet Sao Paulo, Rio dan temiz, geniş ve güvenlik önlemleri güzel, bu bölgede evsizler yine çoktu.
14 Şubat
Sevgililer Gunumuz bu yıl Brezilyada, kutlu olsunnnn.
Bu gün Ibirapuera Parkı' na gidiyoruz, üstelik Dünya Kahve Karnavalı var.
Yılda 130 binden fazla turistin uğrak yeri, bataklığı kurutma amacıyla yapilmis, Latin Amerikanin 3 büyük sehir parkindan biri. Göl bile var, harika ağaçlar ve bitkiler var, yemyeşil, agaclar çiçekli ve cok ulular yine. 2kilometrekarelik bir alan.
Bisiklet kiralıyoruz, bisiklet yolu, koşanlar, yürüyenler yine çok canlı. Gezdikçe önümüze müzeler ve paten alanları, degisik aktiviteler, peyzajlar çıkıyor. Minik içecek,kraker alınabilecek bufeler var. Hindistan cevizi suyumuzu içiyoruz. Çokk yoruldum, çokk iyi geldi. Karnavaln olduğu,müzik sesinin geldiği kısmın kapısı ayrı, oraya yürüyoruz, işte festival. Kapıda güvenlik var, üstümüzü arıyorlar. Buyuk bir obelisk görüyoruz. Rengarenk, çılgın kalabalık her yerde. İcecek satan seyyar arabalar var, hepsine standart fiyat koymuslar, içecek alana bir şapka veriyorlar. Ortalarda bir yerde yürüyen bir tırın üzerinde sahne ve sanatçıyı görüyoruz, bu ne coşku. Eşlik edenler, dans edenler, içenler, degisik bir sürü tip. Ozellikle GTB ler yine cok yaygın. Bu coşku bizi de yakalıyor, harika bir gün geciriyoruz.
Burada sevgililer günüyle ilgili hiç bir şeye rastlamıyoruz, Avrupayı mı kasıp kavuruyor, nedir?
Sao Paulo, söylendiği gibi tedirgin etmedi bizi, tabi dikkat ediyoruz ama ortam güzel.
Kimse ingilizce bilmiyor ve bir çabaları da yok gibi. Sadece resepsiyon ve bazi buyuk merkezlerin girisinde belki. Ama turist oldugumuzu, dillerini anlamadigimizi soylesek de kendi dillerinde anlatmayi surduruyorlar, hem de ne anlatmak, nasil bir çabayla. Neyse ki beden dili falan ve mecburen hı hı demek kaliyor🤭
15subat pazar
Bu sabah Liberdate deki Japon mahallesine gidiyoruz.
Bairro Liberdade, , Japonya dışında en büyük Japon topluluğuna ev sahipliği yapıyor ve Brezilya'da canlı bir Asya kültür merkezi konumunda .
Fenerleri, Japon tabelaları, el sanatları pazarları, Budist tapınakları ve geleneksel mutfağıyla ünlü olan bu bölge, ithal ürünler satan dükkanları, kültürü ve Japon Göçmenlik Tarihi Müzesi ile ziyaretçileri kendine çekiyor.
Japon varlığı 1912'de Rua Conde de Sarzedas'ta başladı; göçmenler ucuz kiralar arayarak, köleleştirilmiş siyahilerin cezalandırıldığı tarihi bir yer olan "Campo da Forca"yı bugünkü bölgeye dönüştürmusler. Bugün mahalle, Çinli ve Koreli göçmenlerle "kültür mozaiği" niteliğinde.
Liberdade Meydanında hafta sonları tipik yiyecekler ve el sanatlarıyla dolu sergiler kuruluyor diye okumustuk, gezimizi pazar gunune ayarladik. Oyle güzel, duzenli ve tasarim esyalar , çicekciler, giysi ve takilar var ki, cok begendim. Japonya yi özlemişiz.
Torri kapısını goruyoruz, caddenin girisini suslemis bu mahalleye anlam katmiş.
Buradan bakinca katedralin kulelerini goruyoruz, aaa yakinmisiz, hadi gidelim diyor, yuruyoruz .
Ve caddelerin bir bolumunu trafige kapatmışlar. Çünkü karnaval var. Muzik sesini buluyoruz, harika renkli, süslü birbirinden simli kızlar ve erkeklerin oldugu bir ritm grubu. Karnavalda gordugumuz gibi, file renkli veya simli bir çorap, ustune mayo veya sort, onun ustu de bra seklinde. Genelde giysi bu... Tahta bacak bir kiz var ki, o bacaklar ustunde basariyla samba bile yapiyor. Ve üstüne sadece boncuklardan kolye gibi bir sutyen, file corap, pullu sort giymis. Basında tüylü, simli yüksek bir taç var.
Muzik baslayinca herkes dans edip eslik ediyor, aman ne neşe, biyle mi alir insani icine, cok eglendik. Ordan arac ustunde konserin devam ettigi alana geldik. Gelene gecene bakmak, dans hepsini yaptım. Cok sicak basti yoksa daha kalırdık.
Paulista caddesine gelip bu cadde
üzerindeki sembolik yapı MASP (Sao Paulo Sanat Müzesi) ' ne geliyoruz. Sao Paulo’dan görmeden dönmeyin diyeceğim nefes kesen bir müze. Mimarı Brezilya’nın kırmızı çizgisi ile ikonik yapılarına imzasını atan Lina Bo Bardi. Müze, 1962 yılında açılmis. Ana binasi , 74 metre iki yan kirişin arasinda adeta havada duruyor. Cok ilginc bir bina, altina bir suru sezlong koymuslar, acan oturmus dinleniyor, bakiniyor, uyukluyor.
Tam karşısındaki cadeye sergiler kurulmus yine . Cok güzel tasarımlar var, cıvıl cıvıl her yer.
Bu caddede cok guzel binalar var . Cadde her cadde gibi cok genis, karsidan karsiya gecerken zorlaniyoruz. İrta refujde tum kentte bisiklet ve skoter yolu var.
Köşk seklinde 2katli bir bina geliyor önümüze, müze olarak kullaniliyor, geziyoruz.
Hemen sonrasi bir kultur merkezi. Sergiler icin katları saptıyoruz, asansor hangi katı kodlarsan sadece ona çıkıyor. Brezilyali sanatcilara ait çok guzel resim ve heykeller yer aliyordu. Ve salonlar cok güzeldi. Alt katta bilgisayar oyunlari ve dans edilebilen bir bölüm var. Sahneye geciyorsun, karsinda digital ekranda sanatçının dansını sen de yapmaya çalışıyorsun. Ve yine ekranda puanlama yapip, nasil yapabildigin yaziyor, cok zevkli.
Yandaki binada cocuklar icin el işi etkinlik yaptiriyorlar, yanda cocuk parkinda materyaller verip oyun oynatiyorlar.
İnsan icin çalışan bir ülke diyoruz.
16 Şubat pt
Beco do Batman (Batman Sokağı),
São Paulo'nun Vila Madalena semtinde yer alan ve duvarları sürekli değişen, yüksek kaliteli grafitilerle kaplı ünlü bir açık hava sanat galerisi. 1980'lerde başlayan bu gelenek, bölgeyi renkli bir turistik merkeze dönüştürmüş. Yine duvar resimlerine meraklı ben için ikonik bir nokta. Cok renkli ve güzel. Kaldirimlara kadar boyamışlar. Gezmek bitsin istemedim. Yine bir sokağına sergi kurulmaya, barlar açılmaya devam ediyordu.
Ordan şehir merkezine indik yine, bazi magazalar acilmamis tatil her halde, bazi caddeler yine trafiğe kapalı, karnaval devam ediyor. Ve parti parti çöpler toplaniyor, caddeler supruluyor .
PaulistYa donuyoruz.Bir yagmur bastırıyor. Burda yagmur taneleri iri iri, karsidan ne yagiyor diye bakiyorsun, bazan cok hizli karsidan sis gibi gorunuyor. Yollarin kenarina suzulup akiyor, yagmur dinin e tertemiz her yer; ahh ne alt yapı, imteniyorum. Su siralar Tr de her yer selden, yagmurdan zarar gordu.
Yemeklerde,
Dışı hamur kaplı peynirli veya tavuklu olan Coxinha, meşhur tencere yemekleri Feijoada, çiğ böreği andıran Pastel isimli böreğimsi yiyeceklerini her yerde bulabilirsiniz. Ayrica etler hep güzel yapıyorlar ve açık büfe restoranlarda tartarak da veriyorlar. Marketlerde veya pastanelerdeki ürünler güzel. Yemek sıkıntısı çekilmeyecek yerlerden Brezilya da.
17subat
Mosteiro de São Bento, Sao Bento semtindeki manastira gidiyoruz. Metro ile geldik, guzel buyuk bir alanda bu komplex. Bina heykelleri ve saatiyle cok güzel. Çevresinde de guzel ve eski binalar var. Oradan bir carsiya iniyoruz. Renkli ve sanirim halkin ugradigi her seyin oldugu bir carsi burasi, binalarda yine ayni hos mimari goze çarpıyor. Bazilari tatil nedeniyle açmamış. Metroyle Oaulista ya geciyoruz, bir cikisi kaldigimiz yerin yaninda zaten.
Villa marine' semtine yuruyelim diyoruz veeee harika eski mimariden villalar, minik bahceler goruyoruz . Duzenli ve temiz.
Gencler yine simlenmisler ve cadede yuruyorlar, oldukca kalabaliklar. Onlara takiliyoruz, bakalim bugun karnaval neredeymis.
Bella vista semtine geldik, tipik, turistik olmayan cok yerel bir semt. Gencler her yeri doldurmus. Bazi sokaklarda kalabaliktan yürünmüyor.
Ne cok cosku, ne cok muzik, ayni zamanda cok rahatlar..
Bakmaktan, eglenceden yoruluyoruz.
Eglence deyince nasil bir kültürleri var, benziyoruz aslinda, herkes dans edip, söyleyerek eşlik ediyor.
Aksamustu yagmur bastiriyor yine, iyi ki dönmüştük diyoruz yine.
18 subat
Güzel kahvalti, evimizi bosaltma ve taxi ile havaalanina dönüş başlıyor. 35 dakika kadar sonra havaalanındayız . Madrit aktarmalı İstanbul uçağı saati geldi, ertelendi. Ertelemeyi beklerken kopekli polisler arama yapti. Ucaga aldilar 2sa sonra , operasyonel bir neden deyip, ucus iptal oldu. Yemek ve transferle İbis Otele yerlestirdiler. Ucusumuz ertesi gunu 17.00 THY direk ucusuna degistirildi. Uçuş iptali nedeniyle, yemek, kahvaltı, otel hepsini odedıler.
19subat
Kahvalti ve ogle yemegi sonrasi havaalanina transfer olduk. Bu kez 17.00 ucagi ile ucuyoruz.Uçuş THY olunca hostesler Türk, Türkıyeden bir turun yolcuları da var, Türkçemize kavuştuk.12 sa. yol sonrasi saat 11.00 de ist dayiz. İzmir ucusumuz da 14.00 de.
Ola Brezilya diye başladığım turumuzda : Güzel mimarin, katedral ve tiyatro binaların, geniş mi geniş caddelerin, plajların, bikinilerin, futbol tişörtlerin, sokaklardaki evsizlerin, karnavalın, canımm etlerin, sarı/yeşil renklerin, samba dansın , ingilizce bilmezliğin, dilini anlamadığımızı söylediğimiz halde anlatmaya devam etmeniz ile hatırlayacağım Brezilya seni, arriverderci....