01 Aralık 2024

KAMBOÇYA-VİETNAM2

 

Hafif bir yağmur yağıyor.Gecen hafta çok yağış aldı Vietnam' in kıyı bölgeleri ve zarar gordu.imparatorluk şehrinin bile kapatıldığını duyduk.Şansımız var ki  salı çarşamba iki gün yağmur gittikçe azalıp bitiyor .Sadece bugün çiseliyor.Caddede Lang Ca adında büyük akvaryumlarda; istiridyeler, midyeler, istakozlar ve balıklar acayip büyükler.Belgeselde gibiyim.Buradan istediğinizi yemek için canlı canlı seçebiliyorsunuz.Selfi sutudyolari var, degisikfonlarda, şapkalar, malzemeler kullanarak fotoğraf çekiyor gençler.Haydi dinlenceye.
Sabah kalkıyoruz.Kahvalti sonrası taxi ile Vincom plaza yı geziyoruz . Ao dai, Vietnamin geleneksel kostümü pantolon üstüne giyilen bir tür tunik.Guoc moc, ahşap terlik/ sandalet; bunlar etnik giysileri.Bu markette elektronik veya etnik şeyler bulamıyoruz.
Yürüyerek Dragon Bridge yi gorecegimiz nehrin kenarına geliyoruz.Karsidan iki kıyıyı birleştiren sarı ejderhayı görüyoruz.Kopru boyunca dolana dolana kendini gosteriyor.Yakinina dek yürümeye devam edince bir gemi restorana rastlıyoruz, buradan fotoğraflarımızı çekip, köprünün altından yukarı çıkan merdivenlerle köprünün yanındaki yaya yoluna çıkıyor, Dragon Bridge nin ejderhasina yaklasiyoruz.Aksamları ışıklandırıyorlar ve ağzından alevler saçıyor, bir akşam yine geleceğiz.Yurumeye devam edince Son Tra Night Market;   night marketi görüp uğruyoruz fakat adı üstünde gece açılıyor.Yuruyusle keşfetmek güzel, yeni yerler görüp istediğin kadar kalıyorsun.Yolda hoşumuza giden Com Tho adlı restoranda kızarmış pilavlı et ve tavuk etinden oluşan yemeğimizi yiyoruz.Yaninda çorba olduğunu düşündüğümüz sebzeli(belki de yosundu) bir su, minicik kapta da lahana salatası geliyor.Pilsvda biraz havuç, üstünde bir kaç parça soğan ve yeşil aromalı sebze var.Otelimize yorgun geliyoruz.
Saat beşte okyanus kıyısına iniyoruz.My Khe Plajı: Voleybol oynayanlar, yürüyüş ve sörf yapanlar, sahildeki cafede içeceklerini yudumlayanlarla canlı .Hafif bulutlu bir hava güzel fotoğraflar ve dalgalarla oynayıp ıslanmaca.Deniz cekildiginden mî, sahilin uzunluğundan mı okyanus olduğundan mı, dalga silsilesi gerçekten seyirlik.Zaten Danang Vietnamın Miamisi diye geçiyor.
Haydi yarın olsun😊Hoi An a gidiyoruzzzz.
******Graba sabah 8de bindik, hedef önce marble mountains.Ben gün başladın diye alkışlayınca, hareketli bir müzik açti:))
Mermer daglarina gelmeden devasa mermer heykeller ki sanat harikası, başladı.
Bilet alıyoruz tek yönlü bir ssansorle yukarı çıkıyoruz.Genis slanlarda tapınaklar, heykeller, tropikal bitkiler, ağaçlar, her yer mermer, bazı yerler doğal bazilari işlenmiş zeminler.Tapinaklar gösterişli, sözler yetmeyecek sanırım.Mağaralara yürüyoruz, bu arada da dağı dönüyoruz.Magaralarda doğal bulundugu yerlere oyulmuş figürler ,heykeller etkileyici.Nemli, dağdan damlayan sularla ıslak. Bu arada tapinaklara girerken şapka ve ayakkabı, terliklerimizi cikarmamizi istiyorlar.Temizlik yapanlar, din adamlari ve görevliler var. Donusumuz merdivenlerle..Grab taxi bizi bekliyor ve Hoi An da bırakıyor.
Tarihi Hoi An şehri, Vietnam’ın en atmosferik ve huzurlu kasabası olarak bilinir.Ve anlamı da huzurlu buluşma mekanı zaten.
Taxiden iner inmez bizi karsilarcasina hoi an lı bir byn yanima geliyor; bize benziyorsun nereden geliyorsunuz diyor ve bir sohbet ki beş dakikada bugünkü ay festivalini, şehir hakkında bilgi ve bir terzi tasarım dikiş magazinda çalıştığını söyleyip, bizi davet ediyor.uzerimdeki gömleği ben diktim ve boyadimdeyince, bunda da aynıymışız same same deyip gülüyor.tsk edip ayriliyoruz.Boyle sohbetci ve yardımseverler.
Hoi An’da insan yerleşiminin izleri 2200 yıl öncesine dayanıyor
Bu liman şehrinden Vietnam ve diğer Asya ülkelerindeki seramiklerin ticareti yapılmış. Mısır’daki Sina’ya kadar .Güney Doğu Asya’daki korunmuş en iyi liman kenti.
Hoi An’ın etkisi altında kaldığı ülkeler Japonya ve Çin.Dolayısıyla ticaret yapmak için  gelen tüccarlar mimari anlamda şehre kendinden bir şeyler katmış olduğundan bugün Hoi An antik şehri Asya kültürlerinin bir birleşimi ve şirin mimarisi ile kendine hayran bırakıyor.
Vietnam’da Unesco Miras Listesinde bulunan sekiz yerden biri Hoi An.(1999) Tarihi kasabayı süsleyen sayısız fenerler, sarı renkli otantik binaları ve gece nehirdeki ışıklı fenerli, dilek mumlu kano turlarıyla Hoi An görülesi bir yer, şimdilik favori şehrim.
'Banh mi 'adındaki sandviçi ünlü, özel baget ekmeğe ne varsa doldurmaca, istediğini seç,en iyisi burada,deniyoruz, harika ve ucuz gercekten, ikimize 150 civarında tutuyor.
Tarih kokan bir cafenin bahcesine oturuyoruz.Tropikal bitkiler, sudaki bitkiler ve dekoruyla bizi rahatlattı , üstelik bize özel gibi boştu bahçesi.İpek fenerler her yerd, bayılıyorum o renklere.
Fenerlerin ortaya çıkışı 16. yy’a dayanıyor. Çinlilerin ve Japonların Hoi An’a yerleşmesiyle birlikte evlerin aydınlatılması için kullanılmaya başlanmış. Yani en başında bir ihtiyaç sebebiyle ortaya çıkmış. Sonrasında güzelliği karşısında dayanamayan Hoi An halkı bunu dekorasyon amacıyla kullanmaya başlamış. Ve o günden bugüne adeta kentin simgesi olmuş.
Bu şehir kanallarindan dolayı Vietnamın Venedik'i..
Yüzlerce yıllık tarihi olan evleri gezebilirsiniz.
Hoi An şehrinde tarihi yapı olarak 22 adet yer varmış.Ve bunların çogunda ziyaret ücretli.  Günlük Hoi An bileti alıyoruz.Gün içerisinde beş tane yere ücretsiz girebileceğiz.
🏠 Nguyen Tuong Aile Şapeli : Vietnam, Çin ve Japon mimarisinin bir arada olduğu ender evlerden biri.
🏠 Quan Thang : Geleneksel Çin mimarisi ile inşa edilen ev ahşap oymacılığın en iyi örneklerinden. 
🏠 Tấn Ký Evi : 18.yy’da Vietnam, Çin ve Japon mimarisinin hakim olduğu tipik bir tüccar evi. Evin orijinal malzemeleri korunmuş haliyle günümüze kadar ulaştırılmış. Evin içinde çok hoş antika eşyalar ve mobilyalar var.
4 tane müze var.  Hoi An Tarih ve Kültür Müzesi ,2000 yıllık eserlerle müze dört bölüme ayrılmış. Bunlar; Tarih ve kültür, devrim tarihi, zorluklardan yükseliş sergisi ve sanat galerisi.
Quan Công Tapınağı ve Quan Am Pagodası : Tacirlerin ibadet etmeleri için 1653 yılında yapılmış bir tapınaktır. Antik şehrin tam ortasında en canlı sokağında bulunuyor.
      Ve sonrasında pek çok Pagoda gezdik. Hepsine çatılı bezeli bir kapıdan giriliyor, bahçeleri harika bitki ve heykellerle, mozaiklerle, havuzlarla süslü.icerde de ibadet alanı heykel ve objelerle dolu, her yerde tütsüler, kırmızı ve altın sarısı renk ağırlıkta.Bazilarinin arkada gizli bahçesi var, buralarda benzersiz.Bazilarinda havuz içinde mozaik ejderler betimlenmiş, havuzlar balıklı.Yine bazılarında büyük gemi_kayık maketleri var. Bazıları seyir, ufak bir kismida ibadetini yapıyor, şöyle ki bir tutam tütsü yakıyorlar, bunların konduğu kaplar var ve dua ediyorlar.
Quang Trieu Kanton Meclis Binası : Çin’in Guangdong ilinden gelen Çin’li tüccarların bir araya gelip dinlenmesi ve burada ticaret yapması amacıyla 1885 yılında inşa edilmiştir. Hoi An’daki diğer meclis binaları gibi Quang Trieu de Çin’li tüccarların tanrı ve tanrıçalara ibadet edebilmesi için mabete çevirildiği yer olmuştur. 
Phuc Kien Fujian Assembly Hall / Meclis Binası : Quang Trieu ile aynı sokakta bulunan Phuc Kien meclis binası Hoi An Antik Kenti’ndeki en büyük ve en ünlü toplantı salonudur. Önceleri Buda’ya adanmış Vietnam Pagodasının olduğu arazi 1700’lü yılların ortalarında Çin’lilere satıldıktan sonra inşa edilen bina üç farklı tanrıçaya adanmıştır. 
Her yerde Vietnam sapkaları, konik, doğal bitkiden örülmüş, bazısı resimlenmiş, benim de olmalı tabii ki de.Çok da işime yarıyor, kenarlarının genişliğinden.Tipik Asyalı gibi dolaşıyorum.Bir de ao dai giydim mi tamam, evde vardı😀
Japon Köprüsünü Görmeden Olmaz, Thu Bon nehri üzerinde.
Günümüzde Hoi An’ı sembolize eden en önemli yer Japon köprüsü. 17.yy’da asıl yapılma amacı Japon topluluğunun yaşadığı yer ile Çin mahallesini birbirine bağlamak içinmiş. Tarihten bugüne pek çok restorasyona uğrayan köprü içinde küçük bir tapınak bulunuyor. Köprüden ücretsiz geçebiliyirsunuz, güzel, otantik, gizemli..
Tran Phu'da bir apınağın arkasına geçiyoruz ve el işi fener yapımı atölyesi görüyoruz.Making class lantern.Eşim hemen beni öğrenci yapıyor, mutluyum.Uzerine deseni de ben yapicam üstelik.Hemen renk seçerek başlıyoruz.Ogretmenim Moon.İki bölüm var, bizimkinde 5 kişiyiz ama hepimiz ayrı zamanlarda başladığından workshop kişisel.Kumas, yapışkan, boyalar ve hazır fener isketleri, başlıyorum.Harika bir deneyim oldu, bir tane daha iskelet alıyorum, onu da evde tamamlıycam.
Ve gün karamaya başladığında, nehir kenarına iniyoruz.Bir şenlik başlıyor.Işıklı fenerleriyle sandallar nehre açılıyor.Dilek mumları renkli karton kapların içinde suya bırakılıyor. Kıyıdaki tüm mekanların fenerleri ve rengarenk ışıkları yanıyor.Çok kalabalık ,festival gibi...
Bizi getiren Grab şoförü arıyor, taxi yollayayım mı diye, iş böyle takip edilir.
Üstüne ballı börek derler ya bir de gece pazarına gidiyoruz💃Bunu uzun zamandır bekliyordum.Bol çeşit, bol pazarlık.Gerci bişi almıyorum, sonraki günlerde gidecegime hazırlık olsun.Veeee by Hoi An...
Bizde çok güzel izler bıraktın 🛶🛕🏠🌉🪔🎨🕯️🏮🏮🏮📸🎻🎏🎎🎋🎉🏡⛲🚖🛵🍺☕🥢🦞🌭🦀🐠🐸🐉🐲🙏💕
15 Kasım Ba na hils yolculuğu başlasınnn.Tur satın aldık, gezilecek alan geniş, bizi otelden alacaklar.07.30 başlıyoruz.
Ba Na Hills Fransızların koloni zamanında Vietnam’ın sıcağından bunalıp deniz seviyesinin 1500 metre üzerindeki serin Ba Na tepelerini keşfettikten sonra kendilerine 1919 yılında kurdukları bir kasaba.
Akın akın gelen insanlarla teleferige biniyoruz.
Ba Na Hills dünyanın en uzun ve en yüksek teleferiğini bünyesinde barındırıyor. Teleferikle ilerlerken büyüleyici bir manzaradan geçiyorsunuz. Aşağıya bakmaya cesaret edebilirseniz, şelale ve orman manzaralarını izleyerek ilerleyebilirsiniz.Teleferige 2kez biniyorsunuz, 10 kişi alıyor, rahat ve hızlı.Komplekste tepeleri birbirine bağlayan 5 tane teleferik hattı mevcut. İlk önce Suoi Mo – Ba Na teleferik hattını kullandık oradan da Gare d’Amore-Gare de Jardin hattını kullanıp çiçek bahçesine ulaştık. 
Kompleksin en bilinen kısmı ise 2018 yılında açılmasına rağmen deli gibi turist akınına uğrayan Golden Bridge.Oradaki kalabalığı hiç sormayin.150 metre uzunluğunda iki kocaman elin taşıdığı altın renkli bir köprü. Üzerinden iki üç kez geçip her bir köşesinde onlarca fotoğraf çektik.
Fransız Kasabası da bir hayli güzel olmuş. Küçük bir Fransız kasabasında dolaştığınız hissi veriyor gerçekten. 
For season restoranda açık büfe yemeğimizi alıyoruz.uzun zamandır böylesi zengin bir açık büfe görmemiştim.Yok yok.Ve oldukça fazla kişiyi ağırladığı halde herşey sürekli ekleniyor ve izlediğim kadarıyla bizdeki gibi kimse acele etmiyor ve dikkatle aliyorlar .Sütunlarla suslenmiş bir salon, tavanı kuş manzaralariyla dolu ve çevresi yere dek pencereli.Sis ve teleferikle geceenler izlenebiliyor.
Çok değişik salonlardan geçiyoruz.Devasa,dekorları çeşitli, anlatmak zor görsellerden bakmalısınız.
Sinemaya geliyoruz.5er kişilik toplamda20 kişiyi sıraya alıyorlar.Kapilar açılınca 5kisi, 4 sıralı bir platforma yerleşiyoruz,Hareketli olduğu konusunda uyarıyoruz; önümüze emniyet için tutunacak boru gibi bir  kilit iniyor.Karsimizda aşağı ve yukarı uzayan devasa eliptik bir ekran var.Baslıyoruz: Dünyanın değişik şehirleri üstünden uçuyoruz.Kisaca anlatmalıyım, çok eglendim.Bulutlar arasından yağmur yağınca ıslanıyoruz, Mısır'da piramitler üstündeyken bir sıcak basıyor.Baze binalara carpiyoruz, öyle gerçekçi ki efektler bağırıyorum.Havai fişekler arasından, deniz üzerinden geçiyoruz.Sehirler arasında İst.da vardı boğaz köprüsünden geçtik.Kuslarla uçtuk...
Tiyatroya da  bu kadar eğlencenin devamiydi.Koltuklara oturduk,3d gozlukler dağıtıldı.4 kişilik bir aile başlangıçta yaşlı bir kadını heykel sanıp dökümü a kadın bunları lanetliyor., bunu bilmeden eğlenmek icin  korku tüneline giriyorlar,örümcekler, mumyalar içimize giriyor aniden,bagirislar, çığlıklar.onlar raylarda gittikçe bizim koltuklarda alttan darbeler, sağa sola hareketler öyle gerçekçi ki tutunuyorum.
Bira festivali var bir uçta yürüyoruz, o ara Fr.koyunu geçiyoruz.Bilet dağıttılar, biralae bedava.
Heykeller, özellikle dağdaki kayadaki heykeller nefiss.Dogal kayaları oyup yapmislaar, biri sırtında koccaman bir kaya ustundeki şatoyu taşıyor gibi.
Çiçeklerle oluşturulan figürler var, kediler, balerinler, maymun vb.
16 Kasım tur ile Hue ye gidiyoruz; yol boyunca güzel manzaralar var.Hai-Van geçidinin kıvrılan  yolunu görüyoruz, bu eski virajlı yol simdilerde motosiklet tutkunları kullaniyormuş,zaten bu da turistik amaçla turlar yapılarak kullnılıyor . Aracımız  duruyor, harika bir lagün görüyoruz, kıyıya yakın yere bir sürü kazık dikilmiş.Meger bunlar inci yetiştirmek içinmiş .ürünlerinin tek inci olanı bile264$ , sedefler33$, burası üretimden satış yapıyormuş.
Tinh dau tram Thai ha duoc: bir tür ekoloptus ağacından yaptıkları, yağlar, inhalerler, kremler yapmışlar.kuplerdeki hazırladıklarını gösteriyorlar.koklamak için hazırladıkları 100000vdk
Chua Tien Mu Pagoda, büyük kutsal kadın anlaminda ,400 yıllık , Huing nehri kenarinda. Hue yakınlarındaki bir koyde.7kat yukarı doğru küçülerek çıkan katları var.Çok güzel ve görkemli, merdivenlerle çıkılıyor, çevresi, arka bahçesi bonsailer, havuz, çevresinde çanlar, bu güzel bahçe bizi çok büyük  tapınak alanının binasına getiriyor.Filmlerde bonsaili havuzlu alanlar, tapınaklar arasında uçarak kılıç sallayan, savaşan koruyucular, savaşçılar olur ya film setinde gibiyiz.Suslemeler cam ve seramik mozaiklerle bezeli.
Çevresini yine hediyelik eşyalar satanlar doldurmuş.Fiyatlari yüksek söylüyorlar, olmaz deyince indirim başlıyor, arkamızdan koşanlar da var.
Veee imparatorluk şehri.1803 yılında imparator Gia Long zamanında yapımına başlanmış ve 27 yıl sonra imparator Minh Mang zamanında yapımı tamamlanmış olan bu şehir içinde imparator ve ailesine ayrılmış olan Yasak Şehir (Forbiden Purple City) dahil yüzlerce köşk, saray, tapınak barındıran, muhteşem bir mimariyle işlenmiş kocaman yemyeşil huzur dolu bir alan.
Trang Tien Köprüsünden ilerleyip Parfüm nehrini geçtikten sonra giriş kapısına doğru ilerliyorsunuz. İmparatorluk Şehri’ne (Imperial City) girmeden önce bu muhteşem yapı karşılıyor ve büyülüyor
Thai Hoa Sarayına  ulaşılıyor. İmparatorun resmi kabullerini gerçekleştirdiği, yıl dönümlerinin ve taç giyme törenlerini düzenlediği imparatorluk şehrinin önemli bir parçası olan köşk burası.icinde maket ve ilustrasyon heykeller var.
Sonrasında ulaştığımız alan sadece kral ve ailesinin yaşam alanı olarak tasarlanmış yasak şehir. Bu kısımda kralın günlük işlerini yürüttüğü, çalışma alanı Can Chanh Palace, kralın ve ailesinin yaşadığı saray Can Thanh Palace yer alıyor, kraliçenin özel malikanesi Khon Thai Residence, kraliyet tiyatrosu Duyet Thi Duong (Royal Theatre) ve kralın yemeklerinin pişirildiği Thuong Thien ve kralın okuma odası Thai Binh Lau (The Royal Library) yer alıyor.
Tiyatro veya opera binasi muhteşem, koltukları, sahnesi, perdeleri, süslemeleriyle ve kırmızı herşey.kostumler ve endtrumanlarin olduğu pano ve vitrinse girişte sağlı sollu yerleştirilmiş. Kirmizi koridorlardan geçerek,
kraliçenin (queen mother) yaşam alanına doğru ilerliyoruz.
Bu arada binaların bazıları savaşta zarar görmüş, bazilariniysa restore etmişler.Bu arada bütün çatılar yeşil ve sarı seramik Kiremitli ve hepsinde renkli camlı seramikli  mozaik bezemeler var, bunlar bazen bitkiler, bazen hayvanlar, ejderhalar..
Phuoc Tho Temple yine sarı renkli tapinsk kraliceninmis.
Yürüyüşe devamla: Büyük törenlerin yapıldığı ve konukların ağırlandığı Thai Hoa Sarayı'na ulaşıyor ve waow diyorum. Citadel’in en önemli yapısı sayılmasi bundanmış, görkemini, bezemelerini, mozaiklerini, sütunlarını, salonlarını, mobilyalarını, kullandıkları eşyaları izliyoruz.
Gercekten güzel degerlendirmisler, iyi bir yatırım yapmışlar, gelenin, gezenin sayısı çok.Bazi şeyleri burada gördükçe yine hayiflaniyorum, güzel ülkemin, güzel kültürünü, kültür mirasını da daha iyi değerlendirmemiz ve turiste yatırım yapmamız gerekmez mi? Bunu yapmak için fazlamiz var.
Öğle yemeğinde güzel bir rest.geldik.6kisilik yuvarlak masalara, balık, ıstakoz,tavuk,domuz sis,sebze haşlama, pirinç, soslar, marul, muz ve soğuk yeşil çay hazırlamışlar.paylasarak servisimizi yaptık.Consta ile tanıştık, selülozik bir yaprak, içine marul, istediğin sebzeden ve üstüne de şişi koyup sarıp yemeyi öğretti bize.
Khau Dinh Mozelesi:
Nguyen hanedanının 12. kralı.Tahtı aldıktan sonra kendisi ve kraliyet  için saraylar ve mezarlar tasarlamiş; buna devasa  Mezarı da dahil. Yapımı 21 yıl sürmüş,Khai Dinh Mozolesi'ni ziyaret ettiğinizde, bazı Hint mimarisinden, Budizm'den ve Roma Gotik'inden etkilenen 127 basamak yüksekliğindeki dikdörtgen yapı karşısında hayran kaldik.
Tam Quan Kapısı'na ulaşmak için 127 merdivenin 37'sini geçiyruz. mozolenin ikinci katı icin,29 merdiven daha çıkilacak. Burada mükemmel taş heykellere var. 6 çift heykel Bai Dinh'in avlusuna simetrik olarak yerleştirilmiş. Naaşının gömüldüğü yer ise en yüksekte. Tüm malzemeler esas olarak bakırdan yapılmış . Seramikler, oymalar, mozaikler ve tavan bezemelerine hayran kaldık.
Danang a dönüş başlasın, bu turu da özellikle aldık; Hue ye gidiş,donuş ve buradaki eserler arasında hep mesafeler var, tür sayesinde ve rehberle rahatça gezdik.
Akşam 21.00de Dragon Bridge'de gösteri var.cuma,ct ve pz günleri yapılan: Yürüyerek geldik, yerimizi aldık.O ne kalabalık, köprünün 2 yanında,herkes çekime hazır .Ejderin bedeninde renk değiştiren ışıklar var.Saat geldi ve ejderin agzindan pof diye bir alev topu çıktı.Yukari doğru dondurma seklinde siyah bir dumanla söndü. Pof pof pof...Ardarda 3 kez duraksayarak tekrarlandi.Yakinindaki gece pazarina buradaki kalabalik gelmeden yürüyelim dedik, tam köprüyü geçtik ki ejder su fiskirtmaya basladi zerreler şeklinde, bir çığlık bir hareket tam zamanında ayrılmışız, su zerreleri bize dek az da olsa yayıldı.Gece pazarı bir cümbüş, gündüz bomboştu geçen gün buralar, nasıl dolmuş satıcılarla .Hep aynı seyler var; crocs tarzı yüksek topuk terlikler ve süsleri, magnet, yelpaze, oyuncak, çanta, amigurimi, gözlük, saat.Buyuk bir bölümü de yiyecek.
Burada da dışarda yeme kültürü çok.Daha çok yerel yerlerden , yürüyen arabalarinda pişiren, sabit sokak satıcılarından, sabahtan itibaren yiyorlar.Kahve alıp geçiyorlar.Bazi yerde kahvenin yanında yeşil çay geliyor.Satıcılar ördekleri boyunlarından  asmış.
Ertesi günü, 17 kasım ,şehrin diğer tarafına gidiyoruz, burada Han Market var ve aynı zamanda Danang in heryerini görmüş oluyoruz. Han Market çok kalabalık, yine çakma ayakkabı, çanta, mont,terlik cenneti, alt kat yiyecek.Bu tarafta daha çok yerel yerleşim var, otelimizin olduğu kisimda turistik.Çakma ürünler kaliteli gibi.
Okyanusta dalgalarla oynamaca acıktırdı tabii, yorumları güzel olan Nomad Kitchen'a gidiyoruz, et ve garniturleri, soslariyla çok iyi, İspanya'yı da özledik sanırım.Sonrasinda okyanus seyri ve kahvelerimizi yudumlamadayız.
Bu gün yağmurlu, akşam çok yağdı.Ama gün boyu dışarı çıkmamıza izin veren bir yağmur yağdı.Bir bastırıyor, sonra yağmamış gibi.Sehri dolaşmaya devam, caddeleri baya ögrendik. Uzun sahil yolu da harika.Deniz, dalgalar, herkes kendi aleminde.
Burası motor cenneti, adeta yerden bitiyorlar.Yuruyen sadece turistler ,herkes motora biniyor.Bu kaosta trafik bağırmadan, kavgasız devam ediyor, ayrı şeritleri var ama dönüşler falan elle işaret ediyorlar, ninja veya karınca gibiler.Park ettiklerinde kasklarını üstünde bırakıyorlar, hiç bişi de olmuyor, guvenli. Hepsinin motorunda pratik bir yağmurluğu var.
Akşam Com Tho kızarmış pirinçli et,  içinde soğanlar ve baharatlı yeşil doğranmış bir bitki var, yanında lahana turşusu ve soslar. yanında hediye çorbası var, istemiyoruz; suyun içinde yosun gibi bisiler haşlanmış onu sevmedik.
Coconut kahve de  favorimiz burada.
İnsanlar dükkan önlerini, caddelerini yelpaze şeklinde bitkisel süpürgelerle supuruyorlar.
Burda olduğumuz sürece günün her saati Banh bao diye bağıran motorlu bir satıcı geçiyor caddelerden.Motorun arkasındaki dolapta pirinçten bir hamur içine et veya sebze bohçalanarak hazırlanmış bir yiyecek bu.Beyaz büyükçe yumuşak bir kurabiye goruntusunde. Hindistancevizli olan, tatlı yerine yediğim, favorim.